Soru & CevapAli Kuscu Kac Yilinda Dogdu

Ali Kuscu Kac Yilinda Dogdu

Sponsorlu Bağlantılar

Bir üyemizin Ali Kuşçu Kimdir, Hayatı Ve Çalışmaları Hakkında Bilgi Verir Misiniz? sorusu üzerine yazıyı paylaşıyorum. Bu yazı Ali Kuscu Kac Yilinda Dogdu ve Ali Kuscu Kac Yilinda Dogdu Ve Oldu ile ilgilidir. Umarım ziyaretçimizin sorusuna cevap olabilir.

Ali Kuşçu hayatı ve eserleri kimdir ? Ali Kuşçu asıl adı Ali Bin Muhammed (d. 1403, Semerkant – ö. 16 Aralık 1474 … matematik, çalışmaları, hakkında, ile, ilgili, çalışmaları, kazandırdıkları, bilgi, açıklama, hayatı, nerde, yaşadı, eser…

Ali Kuscu Kac Yilinda Dogdu

Ali Kuşçu Kimdir, Hayatı Ve Çalışmaları Hakkında Bilgi Verir Misiniz?

Soru

Ali kuşçu kaç yaşında öldü

Cevap

ALİ KUŞCU

Türk-İslam dünyasının büyük astronomi ve kelam alimi olan Ali Kuşçu, XV. Yüzyıl başlarında Semerkant’ ta doğdu. Babası Muhammed, ünlü Türk Sultanı ve astronomu Uluğ Bey’ in kuşçusu olduğu için, ailesi ‘ Kuşçu’ lakabıyla meşhur oldu. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali Kuşçu, devrin en büyük alimleri olan Bursalı Kadızâde Rumî, Gıyâseddin Cemşîd ve Muînuddîn Kâşî’ den matematik ve astronomi dersi aldı.
Daha sonra bilgisini artırmak için Kirman’ a gitti. Burada Hall-ü Eşkâl-i Kamer (Ay Safhalarının Açıklanması) adlı risale ile Şerh-i Tecrîd adlı eserini yazdı. Ali Kuşçu, Semerkant ve Kirman’da eğitimini tamamladıktan sonra Uluğ Bey’e yardımcı ve rasathanesine müdür olmuştu. 1449′da hacca gitmek istedi. Tebriz’de Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan kendisine büyük saygı gösterdi ve Fatih’le barış görüşmelerinde yardımını istedi. Ali Kuşçu, Uzun Hasan’ın sözcülüğünü yaptıktan sonra Fatih’in davetiyle İstanbul’a geldi. XV. yüzyılın ilk yarısında, Semerkant, dünyanın en önemli bilim merkeziydi.

Uluğ Bey Rasathanesi, gök bilgisi araştırmaları için en doğru sonuçları alıyordu. Rasathanenin genç müdürü Ali Kuşçu, gece gündüz demeden çalışıyor, bilimsel gerçeklere yenilerini katmak için uğraşıp didiniyordu.
Gökyüzü bilgisi (astronomi), hem değişmez kuralların, kanunların tespit edilmesine yarıyor, hem de gözlemlerle kontrol edilebiliyordu. Otuz yıla yakın bu işte çalışan Ali Kuşçu, bir gün ansızın her şeyi yüzüstü bırakarak hacca gitmeye karar vermişti. Buna da sebep, en olmayacak bir zamanda, sevgili hükümdarı Uluğ Bey’in 1449 yılında öldürülmesiydi. Gürgân tahtının bu bilgin ve kudretli hûkümdarı, kendi öz oğlu Abdüllâtif’in ihânetine uğramıştı.
Uluğ Bey, Ali Kuşçu için bambaşka bir mânâ taşıyordu. Her şeyden önce hocasıydı. Ondan matematik ve astronomi dersleri almış, eserlerini uzun uzun incelemiş, sohbetlerinde bulunmuş, hâttâ Doğancıbaşısı olduğu için, adının ucundaki “ Kuşçu” lâkabı bile böylece yadigâr kalmıştı. Uluğ Bey, kendi kurduğu rasathaneye de müdür olarak Ali Kuşçu’yu lâyık görmüş, henüz tecrübesiz bir çağdayken bu dev rasathanenin başındaki çalışmalarda, ona bizzat yardımcı olmuştu. İşte Uluğ Bey’in bir ihanete kurban giderek öldürülmesi Ali Kuşçu’yu can evinden vuran bir olaydı.
Ali Kuşçu bu olayla çok kırıldı. Çoluk çocuğunu toparlayıp Tebriz’e geldi. Uzun Hasan kendisine o kadar saygı gösterdi ki, Konstantiniye Fâtih’i, bir devri kapayıp yenisini açan genç cihangirle ihtilâfında aracılık etmesini istedi. Genç Fâtih’in de bilgin olduğunu, bilginlere büyük saygı gösterdiğini biliyordu. İstanbul’da olup bitenler, kuş kanadıyla Tebriz’e ulaşıyordu. Şiîlerin casusları ve habercileri yalnız padişahın savaş niyetlerine ve hazırlıklarına dair haberler ulaştırmakla kalmıyorlardı.
Bunun üzerine Ali Kuşçu, kendisine bunca itibar eden Uzun Hasan’ın dileğini kırmayarak yol hazırlıklarını tamamladı. Semerkant’ta Kızıl Elma olarak bilinen eski Bizantium’a ulaştı. Haberciler; onun geleceğini daha önceden saraya uçurmuşlardı. Huzura kabul edildiği zaman Osmanlı hükümdarından beklemediği kadar iltifat gördü. Çünkü, kendisinden önce, eserleri İstanbul’ca biliniyordu. Uluğ Bey Rasathanesi’ndeki çalışmalarından, Semerkant’a aylarca uzak bulunan İstanbul’daki hükümdarın haberi vardı.
Osmanlı tahtında oturan II. Mehmet (Fatih), gayet dikkatli, bilgili, uyanık bir padişahtı. Âdet olan merasimle Uzun Hasan’ın elçisini kabul etmiş, dileklerini dinlemiş, ama hemen geri dönmesine izin vermemişti. Ondan, gelip artık batıya kaymış olan ilim merkezlerini aydınlatmasını, bilgisiyle İstanbul medreselerinde ilim heveslisi gençleri yetiştirmesini rica etti.
Bu teklif, Ali Kuşçu için beklenmedik bir iltifattı. Cefâlı olduğu kadar şefkatli olduğunu da bildiği Fatih’in isteği, onun için emir demekti. Ama, ahlâkı dürüst bir ilim adamı olduğunu şu sözlerle ispat etti: “ Hünkârım izin verirlerse önce Tebriz’e döneyim. Çünkü burada bulunuşumun gerçek sebebi, Akkoyunlu Hükümdarı’nın elçisi olmaktır. Elçiye zeval yoktur. Gerektir ki, hünkârımın lütûfkâr davetini kabul etmeden önce vazifemi iyi bir sonuca ulaştırdığımı, beni gönderen, bana güvenmiş olan insana bildireyim… ”
Ali Kuşçu’nun bu mazereti, Fatih’e son derece akla yakın göründü. Padişah; iki şeye birden sevinmişti: Kuşçu, davetini kabul etmişti, gelip buradaki ilim öğrencilerini yetiştirecekti. İkincisi ise, son derece mert ve ahlâklı bir insandı. Her haliyle, medreselerde yetiştireceği gençlere örnek olacaktı. Bu sebeple, bir müddet daha misafir ettikten sonra kendisine izin verdi.
Değerli matematik ve astronomi bilgini Ali Kuşçu, sözünü tuttu. İki yıl sonra, ailesini de alarak Tebriz’den hareket etti. Osmanlı İmparatorluğunun sınırlarından karşılanarak ihtişam içinde İstanbul’a getirildi. Ölümüne kadar da gençleri yetiştirmekle uğraştı. Kuşçu’ nun ders vermeye başlamasıyla, İstanbul medreselerinde astronomi ve matematik alanında büyük gelişme oldu.
Ali Kuşçu’ nun İstanbul’ a gelişi önemlidir; çünkü o zamana kadar İstanbul’ da astronomi ile uğraşan güçlü bir bilgin yoktu. Ali Kuşçu, Osmanlılar arasında astronomi bilimini yaydı.
Ali Kuşçu’nun, hepsi de birbirinden değerli pek çok eseri vardır: Bunların başında Risâle fi’l-Hey’e (Astronomi Risalesi) gelir. Bu, nefis bir astronomi kitabıdır. Ali Kuşçu, bu eseri Farsça yazmış, sonra bazı eklemelerle Arapça’ya çevirmiştir. Fatih Sultan Mehmet’e, Arapça olan nüshayı sunmuştur. Uluğ Bey’in, yıldız hareketlerini inceleyen Zîç adlı eserini de yorumlamış, ve genişletmiştir. Ayrıca, Risâle fi’ l-Fethiye (Fetih Risalesi), Risâle fi’ l-Hesâb (Matematik Risalesi) bilinen eserlerindendir.

Ali Kuşçu 1474’ te İstanbul’ da vefat etti.

 
Sponsorlu Bağlantılar
 

İlginize Değer ›

 
 
 
admin - 19 Ekim 2013
 
 

Nasıl Buldular? ›

 
ali kuşçu kaç yılında doğdu ali kuşçu kaç yılında doğdu ve öldü ali kuşçu*NUN DOĞDUĞU YIL
 
 

Notlar ›

 
Kuşçu: Kuşçu (Farsça: قوشچي‎, Qūshchī), İran'ın Batı Azerbaycan Eyaleti'nde şehir.
Kuşçulu, Görele: Kuşçulu, Giresun ilinin Görele ilçesine bağlı bir köydür.
Kuşçular, Bafra: Kuşçular, Samsun ilinin Bafra ilçesine bağlı bir köydür.
Kuşçular, Türkeli: Kuşçular, Sinop ilinin Türkeli ilçesine bağlı bir köydür.
Kuşçular, Vezirköprü: Kuşçular, Samsun ilinin Vezirköprü ilçesine bağlı bir köydür.
 

0 Yorum ›

 

Ali Kuscu Kac Yilinda Dogdu Hakkında Yorum Yap

Dikkat: Mesaj yazarken Ali Kuscu Kac Yilinda Dogdu ile ilgili bilgi verirseniz site kullanıcıları da bu bilgilerinizden yararlanacaktır. Konu hakkında bilgi içeren mesajlarınızı bekliyoruz.