Eğitimİlköğretim18 Mart Çanakkale Zaferi İle İlgili Bir Yazı

18 Mart Çanakkale Zaferi İle İlgili Bir Yazı

Sponsorlu Bağlantılar

Çanakkale Zaferi ile ilgili paylaşmış olduğum onca yazının yanı sıra bu yazıyı da sizlere sunmak istiyorum. 18 mart çanakkale zaferi ile ilgili yazıları eklemek gerçekten büyük bir zevk. Okuyun okutturun.

18 mart çanakkale zaferi ile ilgili yazılar , 18 mart çanakkale zaferi kompozisyon , çanakkale ile ilgili kompozisyonlar , 18 martla ilgili yazılar , 18 mart ile ilgili yazılar , 18 mart ile ilgili kompozisyon , 18 mart çanakkale zaferi ile ilgili yazı vs..

18 Mart Çanakkale Zaferi İle İlgili Bir Yazı

18 Mart Çanakkale Zaferi İle İlgili Yazı

Çanakkale’ye Selam Yola Devam

Mart ayının 18’i geldi mi, içimizi farklı duygular kaplar. Biraz buruk, biraz iftihar dolu, biraz hüzünlü ama bir o kadar da gururla dolu duygular hakim olur bize. Zira, insanlığın kıyamete kadar dönüp dönüp bakacağı, bakıp da ders alacağı, tarihe unutulmaz bir not düşülmüştür Çanakkale’de. Biz hiçbir zaman bir kutlunun tesbitleri içinde, ne tarihte olup biten büyük hadise ve örnek şahısları anlatıp, destanlaştırıp sadece bununla avunacağız ne de onları hafife alma basitliğine düşeceğiz. Daima tarihin şeref levhalarına –ki, takdir-i ilâhî, ecdadının yapıp ettikleri ile iftihar edebilecek, tarihi okuyup anlatırken yüzü kızarmayacak, yeryüzünde nadide milletlerden biri olduğumuza inanıyorum- ibretle bakacağız. Onlardan ders alacağız ve istikbale yürüyeceğiz.

Bugün, tarihin tozlu raflarından çıkarılıp insanlığın önüne serilen bir çok döküman, Çanakkale’de akıl almaz hadiselerden bahsediyor. Şimdilerde bunlar hakkında bir sürü kitap ve makaleler yazılarak o günlere bir ışık tutulmaya çalışılıyor. Bu hususta samimi gayretleri olan herkesi manen alkışlıyor ve onlara çok müteşekkir olduğumu arz etmek istiyorum.

Bizim, işin bundan sonrası adına gerekli şeyi yapıp yapmadığımız hususunda ise, çok iç açıcı şeyler söylenemez zannediyorum. Çanakkale savaşları, kendi kulvarında dünyanın en büyük olaylarında birisidir. Yokluk, varlığı.. iman, küfrü.. tevazu ve mahviyet, kuru gururu.. perişan etmiştir. Mevzuya böyle yaklaşıldığında Çanakkale’den çıkarılabilecek pek çok ders vardır. Bunlardan bazıları şunlar olabilir: Herşeyden evvel, Çanakkale’nin savaş yolu ile geçilemiyeceği bütün dünya tarafından görülmüş ve kabul edilmiştir. O dönemin süper güçleri, İngiliz ve Fransız orduları, onların isimlendirmesi ile “yenilmez armada” olarak bilinen orduları dahi yenilebilirmiş, bütün dünya bunu gördü. Tarihin hemen her döneminde dünyanın dört bir tarafında problem çıkaran, baş ağrıtan, adeta çıban başı durumundaki İngiltere, tarihindeki en büyük hezimet ve asker kayıbıyla büyük bir prestij kaybına uğradı. Çanakkale geçilemeyince I. Dünya harbi uzamıştır. Sıcak denizlere inme, yıkılan Osmanlı pastasından pay alma ümidiyle İttifak Devletlerinin safında savaşa katılan Çarlık Rusyası, Çanakkale’den geçip kendisine ulaşacak İttifak kuvvetlerinin yardımını elde edemediği için, içindeki iç karışıklıkların üstesinden gelememiş ve Bolşevik ihtilaline sahne olmuştur. Doğusundaki son karakolunda kardeşlerinin ölüm kalım mücadelesine seyirci kalan âlem-i İslam, Türk ordusunun muzafferiyetiyle bayram yapmıştır… Tarihin felsefesini yapanlar daha pek çok netice ve ders çıkarabilirler.

Burada alınacak mühim derslerden birisi de, inanan insanın en zor şartlarda bile Rabbisinin inayetiyle, aşılmaz gibi görülen dağların aşılabileceğine, geçilmez gibi görülen deryaların geçilebileceğine, bükülmez gibi görülen bileklerin bükülebileceğine katiyyen iman etmesi gerektiğidir. Kur’an, içinde Hz. Dâvûd’un da bulunduğu Tâlût’un ordusunun başından geçenleri anlatır. Onlar Câlût’un dev orduları karşısında pek az bir kuvvetle savaşmışlar ve galip gelmişlerdir. Böyle büyük bir imtihanla karşı karşıya kaldıklarında ise, Rabbilerinden niyazları sabır olmuş ve nice az ve zayıf kavimlerin güçlü ve kalabalık kavimlere Allah’ın izni ile galebe çaldığını dile getirmişlerdir. (Bakara, 2/249) Bazı kaynaklarda bu az sayıdaki inanmışların 313, yani Ashab-ı Bedir sayısınca, karşı tarafın ise 60 binden fazla olduğu söylenmiştir. Belki Çanakkale, insan sayısıyla kıyas yapıldığında değil ama artık teknolojinin savaştığı o harpte tam böyle bir kıyaslamaya uygun düşecektir. Zira, bir tarafta tam teçhizatlı, çağın en modern ve zengin silahlarına sahip düşman kuvvetleri, öbür tarafta sınırlı sayıda silahı ve cephanesi olan, silahlarının teknolojik seviyesi de çok geri olan bir ordu. Yani Çanakkale, bu yönüyle de bir Bedir, bir Tâlût-Câlût mücadelesi gibidir.

Bir diğer nokta, Hakk namına canın malın bir keseye konup takdim edildiği yerdir Çanakkale. Yeri geldiğinde, inanan herkesin her şeyini O’nun yolunda nasıl seve seve verebildiğinin gösterildiği yerdir Çanakkale. Kutlu Nebî’nin ifadeleri içinde, ancak Allah’ın yolunda ölenler şehid olacaktır ve Mehmetçik de bunu peylemeyi murad eder. Evet, şehidlik büyük bir mertebe, ulvî bir makamdır. Her inançlı kimse bunu talep eder. Ancak, şehidliği bahşeden Mevlâ’dır. Yâni, bu makam dînî bir makamdır. Sırf O’nun rızası için mücadele edildiğinde elde edilebilecek bir makamdır. O halde kimsenin “o şehittir” demesiyle olunmayan, kimsenin tekelinde olmayan bir ünvandır. İşte bu sebeple, Mehmetçik, her şeyini sadece O’nun rızası için O’nun yoluna sermiştir Çanakkale’de. Bu da vatan evladında, ötelere ve şehadete ne denlü bir iştiyak olduğunu gösterir.

Bir başka mevzu da şudur ki, Çanakkale’de en zor şartlarda bile mürüvveti elden bırakmayan bir Mehmetçik vardır. Yani, düşmanı eline geçirdiği, her türlü eza ve cefayı uygulayabileceği halde bunu yapmayıp, bir misafir muamelesi sergileyen Anadolu kahramanları vardır. Şimdi, benzer durumda karşı tarafın ne mel’anetler yaptığını, ne insanlık dışı eza ve cefalara girdiğini anlatarak sizin kin ve nefretinizi galeyana getirmek istemem. Ama biz bu idik, onlar da o.

Unutulmamalı ki, o gün Çanakkale’yi silahla geçemeyen düşman kısa bir zaman sonra siyaset entrikaları ile İstanbul’a girmiştir Bir cephede 250 binden fazla şehid vererek sokmadığımız düşman, daha sonra her nasılsa elini kolunu sallaya sallaya boğaza girip toplarını saraya çevirerek küstahça meydan okumuştur?

Bütün bu olup bitenlerden sonra nazarlarımızı mazinin derinliklerinden bugüne çevirelim. Asıl yapmamız gereken de budur. Tarihi okuyup günümüzü yorumlama, günümüzü yaşama.. ama daha az hata, daha az kayıp ve daha çok kazançla. Tarihteki entrikalar kılıf değiştirerek, neslimizin önüne tekrar tuzak olarak kurulmuş durumda. Hadiselere bu açıdan bakınca, şunu demek çok yanlış olmasa gerek: Bugün düşman dünkünden daha azim ve daha cesimdir. Ancak, içimizde ve dost suretindedir.

Başlar üstündeki bir millet, işlene işlene ne hale gelmiştir. Her gün birbirini öldüren, yaralayan, kavga eden insanların zuhur ettiği.. ırz ve namusun payimal olduğu.. haramların helal addedildiği ve işlenirken artık yüzlerin hiç kızarmadığı.. yalanın, aldatmanın, rüşvet ve ihtikârın yayıldığı bir toplum haline nasıl geldik? İnsanların ne evinde ne sokaklarda emniyet içinde olamadığı.. hırsızlık ve anarşinin hakim olduğu bir cemiyet nasıl oluştu? Köşe taşlarında sadaka yuvaları olan caddelerde bugün güpe gündüz elindeki çantası çalınan insanların feryatları duyuluyor. 600 seneden fazla hüküm süren bir devlette, kayıtlarında şahitlerle tesbit edilip cezası verilen bir tek zina vakası varken, belki altı asırda işlenen bu tür suçlar bir haftada bir metropolde işleniyor. Bazıları da bundan utanmak şöyle dursun iftihar ediyor. Merd-i Kıptî şecaat arzederken sirkatin söylüyor. Ne oluyor insanlara, ne oluyor inananlara…

İman za’fı, eğitimsizlik, nefse zebun olma, kötü emellere alet olma mıdır.. ve neticesi darmadağınık bir portre çizen toplum denebilir mi? (Herşeye rağmen etrafa nurlar saçan bir zümrenin varlığı ne kadar ümitbahş etse de, bu gerçekler ister istemez ürkütüyor ben müminim diyeni…) Oysa, başımıza açılan oyunlar belli, çareleri de bellidir. Kısaca;

1. İmtihan: Zaruret (fakirlik)
Çaresi: Çalışarak fakirliği yenmek. Maddi güçlerimizi birleştirerek büyümek. Teknolojiyi üretme ve pazarlama yollarına gitmek.

2. İmtihan: Cehalet
Çaresi: Eğitim seferberliği ile genç-yaşlı, kadın-erkek, her yaşta eğitimi teşvik etmek. Heryeri bir mektep haline getirmek. Teşvik ve tebriklerle öğrenmeyi cazip hale getirmek. Herkesi faydalı bilginin meftunu haline getirmek.

3. İmtihan: Tefrika (ayırımcılık)
Çaresi: Hakikî uhuvveti elde etmekle tam bir tesanüde sahip olmak. Yavuz Cennetmekânın ifadeleri içinde:

“İhtilâf u tefrîka endişesi,
Hatta kûşe-i kabrimde dahî bî-karâr eyler beni,
İttihatken savlet-i a’dayı def’a çaremiz,
İttihad etmezse millet, dâğidâr eyler beni.” fehvasınca ihtilafları bırakıp, ittifak etmek.

4. İmtihan: Dış güçlerin baskısı
Çaresi: Dış güçlerle seviyeli ilişkiler içine girmek, dışardaki diyasporamızı aktif kullanmak, dışa bağımlılığı minimuma indirmek, sağlam bir iç ve dış istihbarata sahip olmak ve Abdulhamid siyaseti uygulamak.

5. İmtihan: Disiplinsizlik
Çaresi: Vakit tanzimi ile hayatı programlamak –ki, namaz vakitleri bu iş için en uygun metottur. Okullarda küçük yaşta hayatı programlı yaşamanın önemi ve yollarını aşılamak. Herkesi bir şeylerle meşgul etmek. Yani, hedefler ve yollar göstermek.

Bütün bunları aşma yine Bedir ve Çanakkale mücadelesini verenlerin ruhunu taşıma, onların aşk u şevk ve heyecanına sahip olmakla mümkün olacaktır. Mevlam lutfeylesin…

Ali Ünsal
Ruhları şad olsun.

 
Sponsorlu Bağlantılar
 

İlginize Değer ›

 
 
 
admin - 07 Kasım 2012
 
 

Nasıl Buldular? ›

 
18 mart ?anakkale zaferi ile ilgili yaz? 18 mart anakkale zaferi ile ilgili yaz 18 mart ile ilgili yazı çanakkale savaşı ile ilgili duygu ve düşünceler 18 mart çanakkale savaşı ile ilgili yazı 18 mart ile ilgili yazılar çanakkale savaşı ile ilgili kompozisyon örnekleri 18 mart çanakkale zaferi ile ilgili yazı 18 martla ilgili yazılar çanakkale savaşı ile ilgili duygu ve düşünceleri kompozisyon
 
 

Notlar ›

 
Çanakkale Savaşı: Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir.
Çanakkale Dardanelspor: Çanakkale Dardanel Spor Kulübü, Çanakkale ilinde bir spor kulübüdür. Bugünkü adını 1991 yılında almıştır.
Çanakkale Boğazı: Çanakkale Boğazı (Yunanca: Δαρδανέλλια, Dardanellia ya da Ελλήσποντος, Hellespontos) , Marmara Denizi'ni Ege Denizi'ne bağlayan boğazlardan birisidir.
Çanakkale (il): Çanakkale ili, Türkiye Cumhuriyetinin kuzeybatısında, topraklarının büyük bölümü Marmara Bölgesi sınırları içinde kalan, 25° 40' - 27° 30' doğu boylamları ve 39° 27' - 40° 45' kuzey enlemleri arasında 9.887 km²'lik bir alan kaplayan, Asya (Anadolu) ve Avrupa (Trakya) kıtalarında toprakları bulunan, kendi adını taşıyan boğaz ile ikiye bölünmüş bir şehirdir.
İlgili Taraflar: İlgili Taraflar (İng. Both Parties Concerned), ABD'li yazar J. D. Salinger'ın ilk kez 26 Şubat 1944'te Saturday Evening Postta yayınlanan öyküsü.
İlgili minör: İlgili minör, belli bir Majör gam ile aynı donanımı paylaşan natürel minör gama verilen isimdir. Herhangi bir Majör gamın ilgili minörünü bulmak için, o Majör gamın altıncı derecesini bulmak veya gama ismini veren notanın üç yarım ses gerisindeki notayı bulmak yeterlidir.
Yazılım: Yazılım (İng. software), değişik ve çeşitli görevler yapma amaçlı tasarlanmış elektronik araçların birbirleriyle haberleşebilmesini ve uyumunu sağlayarak görevlerini ya da kullanılabilirliklerini geliştirmeye yarayan makina komutlarıdır.
Edebiyat: Edebiyat olay, düşünce, duygu ve hayalleri dil aracılığı ile estetik bir şekilde ifade etme sanatıdır.
Yazıt: Yazıt ya da Kitabe, genelde anıtsal bir eserin üzerine tanıtım ve bilgilendirme amaçlı yazılara verilen addır.
Yazıcı: * Yazıcı - Bilgisayar donanımı
 

0 Yorum ›

 

18 Mart Çanakkale Zaferi İle İlgili Bir Yazı Hakkında Yorum Yap

Dikkat: Mesaj yazarken 18 Mart Çanakkale Zaferi İle İlgili Bir Yazı ile ilgili bilgi verirseniz site kullanıcıları da bu bilgilerinizden yararlanacaktır. Konu hakkında bilgi içeren mesajlarınızı bekliyoruz.