SağlıkGenel SağlıkAnne ve Çocuk Sağlığı1 Aylık Gebelikte Düşük

1 Aylık Gebelikte Düşük

Sponsorlu Bağlantılar

Bu makalede 1 Aylık Gebelikte Düşük ve Düşük Nedenleri hakkında kısa kısa bilgiler bulabilirsiniz. Lütfen not alın. Gebelikte Düşük Sebepleri – Düşük Nedenleri ile iligli olan sorularınızı gidereceğini düşünüyorum.

1 Aylık Gebelikte Düşük

Gebelikte Düşük Sebepleri – Düşük Nedenleri

Erken düşük 12 haftadan önce, geç düşük ise 12-20. haftalar arası oluşur. Spontan düşük bebek yaşarken veya bebeğin ölümünden sonra 1-3 haftada oluşur. Spontan düşük görülme sıklığı % 15-40’tır. Bunların % 75’i 16. haftadan önce, % 62’si 12. haftadan önce oluşur.

Düşüğün görülme oranı çiftin yaşıyla ve gebeliğe bağlı faktörlerin sayısıyla etkilenir. Annenin yaşı 33’ün üstünde ve babanın yaşı 53’ün üstünde ise risk daha büyüktür. Birçok spontan düşük gebeliğin anormal ürünleri ile birliktedir. % 15 gebeliğin 1. haftasında, %25’i gebeliğin 2. haftasında gerçekleşir ve bunlar kişi tarafından hissedilemez. Genel olarak spontan düşüklerin % 60’ı ilk üç ayda gerçekleşir. Bunların büyük bir çoğunluğunda ise kromozom anomalileri yani genetik bozukluk suçlanır.

Genetik anormallikler tespit edilemediğinden düşük nedenleri çoğunlukla ifade edilemez. Genetik anormalliklerin dışında birtakım hastalıklarda düşük görülebilir. Bunların annenin taşıdığı birtakım enfeksiyonlardır; Herpes, Rubella, Sifiliz, Brusella, Toksoplazma gibi. Ayrıca hipertroidi, hipotroidi, diyabet, kalp damar hastalıkları, bazı böbrek hastalıkları gibi hastalıklara sahip olan hanımlarda da düşük olabilir.

Uterus (rahim) anomalilerinde de düşükler oluşabilir. Uterus bikornus denilen rahimin çift gözlü oluşu, bazı tümörler, myomlar, uterusun geçirilmiş ameliyatları, cerviks yani rahim ağzının yetersiz oluşu düşüklere neden olabilir. Spekülatif olarak düşüğün psikolojik nedenlere bağlı olarak oluştuğu söylense de (örneğin korku, sıkıntı, acı, kızgınlık gibi) gebeliğin desteklenmesine ait geçerli bir belirti yoktur. Şiddetli bir travmada (örneğin, direksiyon veya emniyet kemeri kazaları) düşük nedeni nadiren olmaktadır.
Spontan erken düşükte gebelik kısmen veya tam olarak rahim duvarından ayrılmıştır ve rahimde yabancı cisim etkisi gösterir. Uterus kontraksiyonları (kasılmaları) ve cerviksin (rahim ağzı) genişlemesi sonucu kanama ile birlikte gebelik ürününün hepsi veya bir kısmı atılmaya başlar. Kısmın ayrılma ve atılmalarında hayatı tehdit edecek düzeyde kanama oluşabilir ve kısa sürede şok tablosu gelişebilir. Bazı durumlarda fetusun içeride ölmesi söz konusudur ve hiçbir klinik bulgu vermeyebilir. (missed abortus ). Bu durum uzun süre farkedilemezse anne kan değerlerinde yine hayatı tehdit eden birtakım değişiklikler oluşabilir.
Düşüklerde klinik belirtiler; kanama ve ağrıdır. Bu şikayetleri olan gebelerin mutlaka bir hekime kontrol olmaları gerekir. Hiçbir klinik bulgusu olmasa da bir gebenin ayda bir kez hekim muayenesinden geçmesi gerekir.

Tekrarlayan düşükler

20. hamilelik haftasından önce ve arka arka meydana gelen üç ardışık hamilelik kaybı habituel yani tekrarlayan düşük olarak tanımlanır. Kendiliğinden gelişen düşüğün görülme sıklığı % 15-40’tır, iki ardışık kaybın % 2-3 ve üç ardışık kaybın riski %1’den azdır. Görülme sıklığı anne ve babanın yaşı ile de yakından ilgilidir. Yine daha önceden düşüğü, ölü doğumu, anomalili bebeği olan bayanlarda görülme sıklığı daha yüksektir.
Hamilelikleri arka arkaya düşükle sonlanan vakalarda sebebi araştırmak için birtakım tetkiklerin yapılması gerekir. Yapılan incelemeler sonucunda vakaların üçte ikisinde sebep bulunabilir. Diğer üçte bir vakada ise yapılan tetkiklere rağmen neden tesbit edilmeyebilir. En sık rastlanan sebep genetik bozukluklardır. Genetik bozuklukların mümkün olan sebepleri arasında; anne ve babaya ait kromozom defektleri, radyasyon, kimyasal maddeler gibi çevresel faktörler ve viral ajanlar sayılabilir. Tekrarlayan düşüklerin % 15’nin sebebini yapısal anomaliler teşkil eder. Çift rahim, bölmeli
rahim gibi doğuştan anomaliler, rahim ağzı yetersizliği, rahim urları vb. Bunların tesbiti için ultrasonografi, rahim filmi, laparoskopi ve histereskopiden yararlanırız. Sebepler arasında, troid bezi fonksiyon bozuklukları, şeker hastalığı gibi hormonal nedenlerde sayılabilir. Ayrıca immünolojik sebepler, yüksek tansiyon, böbrek rahatsızlığı gibi sistemik hastalıklar da sıralanabilir.

Düşük neden olur?

Gebeliklerin fetüs yaşama şansı kazanamadan sonlanmasına düşük denir. Dünya Sağlık Örgütü’nce yapılan tanımlamada düşük sınırı olarak 20. gebelik haftası kabul edilmiştir. Bu süre son adetin ilk gününden itibaren hesaplanır. Tam düşük 20. gebelik haftasından önce fetüs eşi ve zarların tümüyle atıldığı durumdur. Tam olmayan düşük 20. haftadan önce gebelik ürününün tam değil de kısmen düştüğü durumdur. Acil kürtaj gerekir. Fetüs anne karnında öldüğünde ise kürtaj ile gebelik sonlandırılır. 20. gebelik haftasından önce ağrıyla birlikte ya da ağrısız kanama olması düşük tehdididir. Henüz düşük olmamıştır. Fakat olabilir.
Tüm gebeliklerin % 12’si 20. haftadan önce kendiliğinden düşükle sonuçlanır. Düşük tehditi şeklinde başlayan durumun kimlerde kaçınılmaz, kimlerde tam ya da tam olmayan düşüğe neden olacağını bilmek mümkün değildir. Ancak ultrasonografik olarak 8. haftadan sonra fetal kalp hareketleri izlenemeyen vakaların hemen hemen tümü düşükle sonlanmaktadır. Normalde 7. haftadan itibaren fetal kalp hareketlerinin izlenebilmesi gerekir.
Tüm düşüklerin % 75’i 16. haftadan önce, bunların büyük bir kısmıysa 8. haftadan önce olmaktadır. Kendiliğinden düşükler genellikle fetüs ya da embriyonun ölümünden 1-3 hafta sonra olmaktadır. Düşüğe neden olan faktörlerden % 15’i anneye aittir. Geri kalan büyük oranın nedeni bilinmemektedir. Anneye ait faktörlerden bazıları karnında düşüğe neden olabilecek birtakım mikrobik ve sistemik hastalıklar olması, yetersiz protein ve vitamin alımı, kan hastalıkları, bazı zararlı ilaç kullanımları, rahimin doğumsal anormallikleri, geçirilmiş ameliyatlara bağlı bozukluklar, psikolojik nedenler sayılabilir. Düşükler sırasında oluşan kanamalar hayatı tehdit edebilecek kadar fazla olabilir. Şüphesiz ki büyük gebeliklerin düşüklerinde kanama da fazla olacaktır. İltihaplanmanın eşlik ettiği durumlarda oluşan kanamalarda anne kaybedilebilir. Düşük tehdidi vakalarında yapılacak olan hastanın mutlaka yatak istirahatinde tutulması ve sakinleştirilmesidir. Hastaların hastanede izlenmeleri genellikle gerekmez. Ancak kanamanın fazla olduğu, evde istirahat imkanı olmayanların hastanede izlenmesi gerekir. Normalde hormon tedavisine gerek yoktur. Çok nadir bazı hallerde hormon kullanılabilir. Bu vakaların dışındakilere hormon verilmesi konjenital anomali riskini iki misli artırmaktadır. Ultrasonografik incelemelerde 8. haftadan sonra fetal kalp hareketleri görülmüyorsa fetüse kaybedilmiş gözüyle bakılır ve gebeliğin sonlandırılması gerekir.
Düşük ve depresyon

Gebelikler bazen spontan yani kendiliğinden düşük ile sonuçlanır. Genellikle ilk 3 ayda olan düşüklerin büyük bir kısmı ise fark edilemez.
Hamilelik durumunun kaybı potansiyel bir travmadır ve birçok kadında bebeğin kaybının ardından ilk 4 ay içinde travma sonrası stres bozukluğu ortaya çıkabilir ve aylarca sürebilir. Anne bu kaybını günlük hayatını etkileyecek şekilde yaşamakta ve bebekle ilgili her şey ona kaybını ve bunun acısını hatırlatmaktadır. Bu bozukluğun geliştiği kadınlarda daha sonra depresyon gelişme riski yüksektir.
Genç yaşta görülen gebeliklerde bebek kaybı yaşayan anne adaylarında belirgin duygusal, fiziksel, sosyal yas tepkileri görülür ve bu hanımlar depresif bozukluk geliştirme açısından risk altındadırlar. Genç yaşta bu acıyı yaşayan kadınlar ilk yılın sonunda ruhsal açıdan en iyi durumda olan grubu oluştururlar. Düşük yapan kadınlar düşüğü takip eden birinci ayda bir miktar depresif olabilirler. Bu hal 15 günü aşarsa belirtiler hafif olsa bile profesyonel bir yardım alınmalıdır, çünkü belirtiler şiddetlenip kronik bir hal alır.
Düşükten sonra depresyon geçiren kadınların bu olaydan kendilerini sorumlu tuttukları, sosyal desteklerinin olmadığı, duygusal güçlerinin az olduğu ve kaybı izleyen ilk yılda tekrar hamileliğin olmadığı anlaşılmıştır. Kadının aile içindeki konumu, aile içi çatışmalar da depresyon geçirme ihtimalini artırır.
Depresyon tıbbi bir hastalıktır. Ve bu vakaların çoğu başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. Düşükten sonra kadına gösterilen ilgi, alaka ve şefkat duygusal alanda yaşanan sıkıntı ve depresyon belirtilerini azaltır. Düşüğün nedeni belirlenebilirse ki bu çoğu zaman olmamaktadır, annenin kendini suçlaması azalır. Anne adayının özgüveni ve sorumluluk duygusunun yüksek olduğu durumlarda anksiyete ve depresyon görülme sıklığı azalır.
Şiddetli depresyon bulguları olan kişilerin mutlaka bir psikiyatri uzmanınca değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi gerekmektedir.

Soru: 2 aylık ikinci çocuğuma hamileyim. 2-3 gündür damla damla kanama oluyor. Gittiğim doktor düşük tehlikesi olduğunu söyledi ve istirahat etmemi önerdi. Çok endişeliyim. Düşük yapmayı engellemem için ne yapmalıyım?

Cevap: Düşük, gebeliklerin yaklaşık dörtte birinde görülmekte ve çoğu kez kadın gebe olduğunu bile farketmeden gecikmiş bir âdet kanaması şeklinde sonuçlanmaktadır. Fakat bir kısım gebelikte ise gebeliğin ilk üç ayı içinde düşük olmadan kanama olmakta ve biz bunu düşük tehlikesi olarak isimlendirmekteyiz. Bu düşük tehlikesi içeren gebeliklerin maalesef hemen hemen yarısı düşük ile sonuçlanmaktadır. Düşük tehlikesindeki bu kanamalar bazen 4-5 gün bazen de haftalarca sürebilmektedir. Nadiren kanama olmaksızın şiddetli karın ağrısı ile düşük tehlikesi ortaya çıkabilir.
Düşük tehlikesinde ilk yapılması gereken ultrasonografi ile rahim içindeki bebeğin kalp atışlarının görülmesidir. Eğer çocuğunuzun kalp atışları var ise bu gebelikte % 80 oranında bir sorun çıkmayacak demektir. Düşük tehlikesinin kesin bir tedavisi yoktur. Bir kısım düşüklerin progesteron hormonu eksikliğinden olduğu düşünülerek progesteron hormonu takviyesi yapılmaktadır. Ülkemizde de yıllardır iğne şeklinde bu hormon yapılarak düşüğe engel olunmaya çalışılmaktadır. Bu tedavinin daha değişik bir şekli ise ağızdan alınan veya vaginaya (hazneye) bir hap ile yapılanıdır.
Sizin yapmanız gereken ilk şey mutlak yatak istirahati, bol sıvı alımı ve sıkı bir kadın doğum takibi ile doktorunuzun önerilerini sabırla uygulamaktır.

37 yaşındayım ve uzun süre tedavi gördükten sonra ancak ilk çocuğuma hamile kalabildim. Şu anda 2 aylık hamileyim fakat 4-5 gündür az miktarda kanamam oluyor. Düşük tehlikesi olduğu söylendi ve istirahat etmem önerildi. Düşük yapmayı engellemek için ne yapmalıyım?

Yaklaşık olarak her beş gebelikten bir tanesi düşük ile sonuçlanmakta ve çoğu kez kadın gebe olduğunu bile farketmeden gecikmiş bir adet kanaması şeklinde çocuğunu düşürmektedir. Fakat bir kısım gebelikte ise gebeliğin ilk üç ayı içinde düşük olmadan kanama olmakta ve biz bunu düşük tehlikesi olarak isimlendirmekteyiz. Bu düşük tehlikesi içeren gebeliklerin hemen hemen yarısı düşük ile sonuçlanmaktadır. Sizin gibi tedavi ile hamile kalmış gebelerde maalesef düşük riski normale göre daha fazladır. Ayrıca bu düşük tehlikesinde yaşınızın biraz ileri olması da rol oynamaktadır. Düşük tehlikesinde ilk yapılması gereken ultrasonografi ile rahim içindeki bebeğin kalp atışlarının görülmesidir. Eğer çocuğunuzun kalp atışları var ve düzenli ise bu gebelikte büyük bir ihtimalle bir sorun çıkmayacak demektir. Düşük tehlikesinin kesin bir tedavisi yoktur. Bir kısım düşüklerin progesteron hormonu eksikliğinden olduğu düşünülerek progesteron hormonu takviyesi yapılmaktadır. Ülkemizde de yıllardır iğne şeklinde bu hormon yapılarak düşüğe engel olunmaya çalışılmaktadır. Bu tedavinin daha etkili bir şekli bu hormonun hap veya fitil şeklinde verilmesidir. Sizin yapmanız gereken ilk şey mutlak bir yatak istirahati, bol sıvılı gıdalar ile beslenme ve doktorunuzun önerilerini sabırla uygulamaktır.

22 yaşındayım. Bir normal doğum yaptım, arka arkaya 2 düşüğüm oldu. Düşük neden olur?”

Gebeliklerin bebek yaşama şansı kazanamadan sonlanmasına düşük denir. Dünya sağlık örgütünce yapılan tanımlamada düşük sınırı olarak 20. gebelik haftası kabul edilmiştir. Bu süre son adetin ilk gününden itibaren hesaplanır. Tam düşük 20. gebelik haftasından önce bebek, plasenta ve zarların tümüyle atıldığı durumdur. Tam olmayan düşük 20. haftadan önce gebelik ürününün tam değil de kısmen düştüğü kanamalı bir durumdur ve acil kürtaj gerekir.
Bebeğin anne karnında öldüğü durumda ise gebelik sonlandırılmalıdır. 20. gebelik haftasından önce ağrılı veya ağrısız kanama olması düşük tehdididir, henüz düşük olmamıştır fakat olabilir. Tüm gebeliklerin % 12’si 20. haftadan önce kendiliğinden düşükle sonuçlanır. Düşük tehdidi şeklinde başlayan durumun kimlerde kaçınılmaz kimlerde tam ya da tam olmayan düşüğe neden olacağını bilmek mümkün değildir. Ancak ultrasonografik olarak 8. haftadan sonra bebek kalp hareketleri izlenemeyen vakaların hemen hemen tümü düşükle sonlanır.
Normalde 7. haftadan itibaren bebek kalp hareketlerinin izlenebilmesi gerekir. Tüm düşüklerin % 75’i 16. haftadan önce, bunların büyük bir kısmıysa 8. haftadan önce olmaktadır. Kendiliğinden düşükler genellikle bebeğin ölümünden 1-3 hafta sonra olmaktadır. Düşüğe neden olan faktörlerden % 15’i anneye aittir, geri kalan büyük oranın nedeni bilinmemektedir. Anneye ait olan faktörlerden bazıları; kanında düşüğe neden olabilecek birtakım mikroplar taşıması, bazı sistemik hastalıklar, yetersiz protein ve vitamin alımı, kan hastalıkları, bazı zararlı ilaç kullanımları, rahimin doğumsal anormallikleri, geçirilmiş ameliyatlara bağlı organlardaki bozukluklar psikolojik nedenler sayılabilir. Düşükler sırasında oluşan kanamalar hayatı tehdit edebilecek seviyede olabilir. Şüphesiz ki büyük gebeliklerin düşüklerinde kanama daha fazla olacaktır. İltihaplanmanın eşlik ettiği durumlarda oluşan kanamalarda anne hayatı ciddi bir şekilde tehlikededir. Düşük tehdidi yaşayan hastaların yatak istirahatinde tutulması ve sakinleştirilmesi gerekir. Hastanede izlemek genellikle gerekmez, ancak kanamanın fazla olduğu, evde istirahat imkanının olmadığı durumlarda hastanede izlemek gerekir. Ultrasonografik incelemelerde 8. haftadan sonra bebek kalp hareketleri görülmüyorsa bebeğe kaybedilmiş gözüyle bakılır ve gebeliğin sonlandırılması gerekir.

Septik abortus ve septik şok

“Eşimi 6 ay önce evde yaptığı bir düşük sonrası kaybettim. Septik şok nedir, biz ne yapabilirdik?” Rumuz-DERTLİ
Çok kere istenmeyen gebeliklerin sağlıklı olmayan şartlarda sonlandırılması veya sonlandırma girişimi neticesinde meydana gelmekte ve özellikle memleketimizde yüksek oranda kadın ölümlerine yolaçmaktadır. Septik abortus tüm geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerin ortak sorunu oluşu ve bizde de sık rastlanması nedeniyle önemlidir. Vakaların hemen tümünde olay uygun olmayan şartlar ve kötü tekniklerle düşük girişiminde bulunulmasını takiben oluşmaktadır. Nadiren gebelikte su geliminin erken olduğu vakalarda da görülebilir. Ülkemizde sıklık konusunda yapılmış sağlıklı bir çalışma yoktur ancak ABD’de bile ölüm riski normal şartlarda yaptırılan düşüklerden 50 kat fazladır. Genellikle ekonomik ve kültürel seviyesi düşük gruplarda rastlanmaktadır.
Düşük girişimi amacıyla yurdumuzda en sık kullanılan araçlar; ebegümeci, tavuk teleği, şiş, tığ, toka gibi batıcı aletler, sabun gibi maddelerdir. Hastalar hikayeleri alındığında suçluluk duygusu nedeniyle girişimlerini gizleyebilirler. Bu tür vakalar hastanelere ya düşük tablosu, ateş, titreme, kasık ağrısı, kanlı iltihaplı vaginal akıntı, genital enfeksiyon bulgular gibi şikayetlerle veya septik şok tablosu ile başvurmaktadırlar. Septik şok tablosunda yukarıda sayılan şikayetlere ilaveten düşük tansiyon, idrarda azalma veya hiç idrara çıkamama, sarılık gibi bulgular eklenmektedir ve oldukça tehlikeli ölümcül olabilecek bir durumdur. Bu tabloya kan pıhtılaşma mekanizmasının bozulması eklenirse olay daha da ağırlaşır.
Septik abortus ve şoka bazı mikroorganizmalar neden olmaktadır. Septik abortusun şiddeti aradan geçen süre, enfeksiyonun yayılımı, mikroorganizmanın cinsi ve vücudun genel direnci ile yakından ilgilidir. Enfeksiyonun rahimin dışına yayılım gösterdiği vakalarda sonuç oldukça kötüdür. Bu vakalarda en çok korkulan komplikasyon septik, şok, akut böbrek yetmezliği ve kan pıhtılaşma mekanizmasında bozulmadır.
Septik abortus ve septik şokta tedavi prensibi enfeksiyon odağının ortadan kaldırılması yani kürtaj, şokla savaş, uygun antibiyotik tedavisi ve hayati organların korunmasıdır. Bazı vakalarda rahim cerrahi olarak çıkarılır. Hastaneye ne kadar erken başvurulursa sonuç o kadar iyi olabilir.
Sevgili hanımlar; istenmeyen bir gebelik söz konusu ise ve siz kendi kendinize bu olaydan kurtulmaya çalışırsanız, sadece fikri sorulmayan bebeğiniz değil sizin de hayatınız ciddi olarak tehlikede demektir. Gebelikleri önleyen pekçok yöntemden birini doktor kontrolünde uygulamanız bu kötü tabloların yaşanmasını önleyecek en doğru davranıştır.

Oksijen patlaması düşüğe yol açıyor

Hamileliğin sekiz ve 15′inci haftaları arasında bebeğe geçen kandaki hızlı oksijen artışı düşüklerde önemli bir rol oynuyor. Londra Kraliyet Yüksekokulu, Londra College Üniversitesi ve Cambridge Üniversitesi uzmanları, 30 kadının plasentasına yerleştirdikleri bir oksijen ölçüm aracıyla, göbek kordonuyla anneden bebeğe geçen kandaki oksijen oranının hamileliğin 8. ve 15. haftaları arasında çok arttığını tespit ettiler. Oksijen oranındaki ani artışın bebeği strese soktuğunu kaydeden Burton, bu dönemde ortaya çıkan diğer olumsuz etkenlerle birlikte düşüğün meydana geldiğini söyledi. Uzmanlar, antioksidan vitaminlerin oksijen tarafından oluşturulan serbest radikalleri emerek, bebeği bu etkiden koruyabileceklerini belirtti.

Genetik kökenli düşüklere son

Kadınlarda sürekli düşüğe neden olan translokasyon türü genetik bozukluklar artık hamileliğe engel değil.

İngiliz bilim adamları, ’’chromosomal translocations’’ adı verilen genetik bozukluk yüzünden sürekli düşük yapan ve anne olamayan kadınların sorununu, embriyonun röntgen yöntemiyle kontrolü sonucu çözdü.

Londra’daki Guy’s ve St Thomas hastanelerinden bir grup bilim adamının ortak çalışmaları sonucunda bulunan yöntemin, her 500 kişiden birinde görülen translokasyon türü genetik bozukluğun düşüklere neden olan etkisini ortadan kaldırdığı belirtiliyor.

Translokasyonel genetik bozukluğun, bu bozukluğu taşıyan kadına hiçbir zarar vermediğini, ancak hastanın anne olmaya kalkışması halinde sürekli düşük yapmasına yol açtığını belirten doktorlar, daha önce bu nedenle kesinlikle anne olamayacağı bildirilen birçok kadının, kendi araştırmalarında yer alarak sağlıklı hamilelik dönemlerinin ardından doğum yaptıklarını açıkladı.

Bozuk hücre röntgenle saptanıyor

Her yıl binlerce düşük ve sakat bebek doğumuna yol bu genetik bozukluğun üstesinden gelen yöntemde, doktorlar önce kadının yumurtalarıyla laboratuvar koşullarında embriyolar üretiyor.

Bu embriyoların sekiz hücre seviyesine geldiği noktada, her birinden hücreler alıp bu hücreleri röntgen yöntemiyle kontrol eden bilim adamları, böylelikle annedeki genetik bozukluktan etkilenmemiş olan sağlıklı embriyoyu tespit edip bunu anne adayının rahmine yerleştiriyor.

Bilim adamları, kısırlık tedavi yöntemleriyle aynı mantık içinde işleyen yöntemin, kısırlık tedavileri gibi riskinin de bulunduğunu, hamileliğin ilk denemelerde gerçekleşmeyebileceğini bildirdi.

Dokuz kadında başarılı oldu

Uzun yıllar bebek sahibi olamadıktan sonra söz konusu yöntemle düşük yapmadan hamilelik dönemini tamamlayan ve ikiz doğuran 33 yaşındaki Tracy Spreckley, daha önce pek çok düşük yaptığını ve doktorların kendisine kesinlikle anne olamayacağını söylediklerini anlattı.

Spreckley, daha sonra St Thomas ve Guy’s hastanelerinde geliştirilen yöntemi duyduğunu ve denemeye karar verdiğini belirtirken, biri kız diğeri erkek olan bebeklerinin kendisinde bulunan genetik bozukluğu taşımadıklarına dikkati çekti.

Spreckley, ikiz bebeklerini doğurmak için yapılan tedavi sırasında kendisinden 23 yumurta alındığını ve incelendiğini, bebeklerinin bunlar arasındaki genetik açıdan sağlam iki yumurtanın döllenmesiyle dünyaya geldiklerini belirtti.

Söz konusu yöntemle ilk doğumun altı ay önce gerçekleştirildiği ve bu tarihten beri yöntemin 9 kişide başarıyla uygulandığı açıklandı.

Aşırı miktarda kafein düşük nedeni

AŞIRI miktarda alınan kafein, hamile kadınlarda düşük nedeni. New England Journal of Medicine adlı tıp araştırmaları dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, hamile kadınlarda düşük riski özellikle beşinci fincan kahvede ortaya çıkıyor.

Günde iki fincan kahvenin normal olduğunu belirten araştırmacılar, kahveyi telvesiyle içerek daha fazla kafein alan kadınlarda, düşük riskinin ikiye katlandığına işaret ediyor.

Araştırma raporunda, kafeinin sadece kahvede bulunmadığı, çay, sodalı içecekler ve çikolatayla da bol miktarda kafein alındığı belirtildi. Kafeinin yanı sıra sigara ve başka etkenler de düşüklere neden olabiliyor.

İki fincan kahve veya iki bardak çayda 200 miligram kafeinin bulunuyor. Konuyla ilgili araştırmalar, ABD’de Utah Üniversitesi ile Ulusal Çocuk Sağlığı Enstitüsü bilim adamlarınca yapıldı.

Baba yaşlıysa, düşük doğum riski daha yüksek

Doğacak bebeğin sağlığında bugüne kadar hep annenin yaşının önemli olduğu sanılıyordu. 5000’i aşkın hamile kadının doğuma kadar incelenmesine dayanan son bir araştırma babanın 35 yaşın üzerinde olması halinde düşük riskinin daha yüksek olduğunu gösterdi.

Uluslararası bir araştırma ekibi tarafından gerçekleştirilen araştırmada en fazla 13 haftalık hamile olan 5.121 kadının hamileliği doğuma kadar takip edilmiş. Buna göre babanın 35 yaşında ve daha yaşlı olması halinde düşük riski 35 yaşının altındaki babaya göre % 1.27 daha yüksek. 35 yaşındaki bir annenin hamileliğin ilk üç ayında düşük yapma olasılığı 30 yaşından genç anneye göre %1.56 daha yüksekken hamileliğin ikinci üç ayında düşük olasılığı %0.85 daha yüksek diyor araştırmacılar. Bilim adamlarının American Journal of Epidemiology dergisindeki (http://aje.oupjournals.org) raporlarında değindikleri gibi babanın yaşına bağlı düşükler, spermatozoadaki kromozomsal anormalliklerin ilerleyen yaşla birlikte artmasıyla ilgili

Vücudunuzu tanıyın
Kadınlar hamilelik ve doğumla ilgili çeşitli sorulara yanıt arıyorlar. En çok yanıtı aranan soruların başında geç yaşta anne olmanın avantaj ve dezavantajları geliyor. İleri yaşlarda yapılan doğumlarda özürlü çocuk dünyaya getirme olasılığı fazla mıdır? İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Jinekoloji Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Serdaroğlu bu soruyu şöyle yanıtlıyor: ‘‘Evet, kadının yaşı ilerledikçe tehlike artabilir. Ama bu, ileri yaşlarda hamile kalan her kadının özürlü çocuk dünyaya getireceği anlamına gelmez.’’

Düşük Tehlikesi

Kadınları en fazla korkutan sorunlardan biri de düşük yapmak. Bir kez düşük yapan bir kadının, ikinci kez hamile kaldığında tekrar aynı durumla karşılaşma olasılığının fazla olduğunu söyleyen Prof. Dr. Serdaroğlu, ‘‘Ancak kadın tedavi görür ve doktorunun önerilerini dikkate alırsa, düşük yapma olasılığı azalır.’’

Prof. Dr. Serdaroğlu, düzenli kontrol sırasında yumurtalıkta kist olduğu öğrenilir öğrenilmez paniğe kapılmanın doğru olmadığını belirtiyor: ‘‘Kistler selim ve habis olmak üzere ikiye ayrılır. Kistlerde yapılacak inceleme sonunda kistin selim olduğu anlaşılırsa sorun kalmaz. Pek çok kadının yumurtalıklarında kist oluşur. Kistlerin incelemeye alınması gerekir.’’ Kadınlar, kanser korkularını yenmek için pap-smear testi yaptırmaya alışmaya başladılar. Eğer bu testin sonucu normal çıkmazsa, kadının kansere yakalandığı düşünülebilir mi?

‘‘Pap-smear testi, önemli bir bulgudur. Hastanın kanser araştırması yaptırması gerektiğine işarettir. Pap-smear, doğrudan kanseri belirlemez. Sadece hasta için bir uyarı niteliğini taşır’’ diyor, Prof. Dr. Serdaroğlu.
linkz_publisher_id = 12369;
linkz_scope = ['linkzarea01'];

 
Sponsorlu Bağlantılar
 

İlginize Değer ›

 
 
 
admin - 15 Ocak 2013
 
 

Nasıl Buldular? ›

 
dusuk yaptiran icecekler 1 aylık gebelik 1 aylık hamilelik nasıl sonlandırılır bir aylık gebelik 1 aylık düşük 1 aylık gebelikte düşük belirtileri 1 AYLIK düşük belirtileri düşük kaç aylıkken olur duþuk tehlikesi düşük hakkında bilgi
 
 

Notlar ›

 
Gebelik: Gebelik veya hamilelik, erkekten gelen sperm ile kadının yumurtalıklarından atılmış olan yumurtanın döllenmesinden doğuma kadar geçen 40 haftalık (280 gün) döneme verilen isimdir.
Gebelikte maternal fizyolojik değişiklikler: Gebelikte maternal fizyolojik değişiklikler, gebe bir kadının hamileliği esnasında vücudunda ve metabolizmasında meydana gelen embriyonun veya fetüsün gelişimi için gerekli olan normal adaptasyon mekanizmalarıdır.
Düşük yoğunluklu lipoprotein: Düşük yoğunluklu lipoprotein (İngilizce karşılığı olan Low Density Lipoproteinden LDL olarak kısaltılır) kanda kolesterol taşıyan ve yoğunluğu 1,019-1,063 g/mL arasında olan lipoprotein sınıfına karşılık gelir.
Düşük tansiyon: Düşük tansiyon ya da hipotansiyon, düşük kan basıncı demektir; sistolik kan basıncının 90 mmHg'dan az olmasıdır.
Düşük enerjili elektron mikroskobu: Düşük enerjili elektron mikroskobu, veya LEEM (Low Energy Electron Microscope), maddelerin yüzeylerini mezoskopik boyutlarda incelemeye yarayan bir elektron mikroskobu çesididir.
Düşük seviye programlama dili: Bilgisayar Biliminde düşük seviyeli programlama komut kümesinde hiç soyutlama imkânı vermeyen ya da az bir soyutlama sağlayan programlama dili anlamına gelir.
 

0 Yorum ›

 

1 Aylık Gebelikte Düşük Hakkında Yorum Yap

Dikkat: Mesaj yazarken 1 Aylık Gebelikte Düşük ile ilgili bilgi verirseniz site kullanıcıları da bu bilgilerinizden yararlanacaktır. Konu hakkında bilgi içeren mesajlarınızı bekliyoruz.